top of page

TARİH
Bugünü anlamak ve yarını inşa etmek için, geçmişin tozlu yollarında yürümek gerekir.


Bozkırın İlk Büyük Gücü: İskitler
İskitlerin tarih sahnesine çıkışı, çoğu zaman birkaç satırla geçiştirilen bir göç hikayesi şeklinde anlatılır. Oysa mesele bundan çok daha karmaşıktır.
15 Haz9 dakikada okunur


Türk Adının Yükselişi: Göktürkler
Yerleşik toplumların tarihi çoğu zaman şehirler üzerinden okunur. Sur duvarları, saraylar, tapınaklar ve kalıcı yapılar, devlet fikrinin doğal parçaları gibi görülür.
4 Haz10 dakikada okunur


Papalık: Evrensel Otoritenin İnşası, Sınırları ve Dönüşümü
Papalığın tarihsel meşruiyeti, Katolik doktrinde doğrudan Petrus Primacy yani Petrus’un önceliği fikrine dayanır.
28 Nis18 dakikada okunur


Roma'da Toplumsal Yapı ve Sınıfsal Farklılıklar
Roma Cumhuriyeti ekseriyetle yurttaşların ortak siyasal düzeni şeklinde tasvir edilmiştir. Bu doğrultuda ilk akla gelen; herkesin hukuk önünde eşit kabul edildiği ve kamusal görevlerin belirli kurallar çerçevesinde paylaşıldığıdır.
10 Nis17 dakikada okunur


Roma'ya Karşı Son Büyük Helenistik Meydan Okuma: Mithradates Savaşları
Mithradates'in iktidara gelişi Pontus tarihinin dönüm noktalarından biridir. Mithradates genç yaşta tahta çıkmış ve ilk yıllarında saray içi entirikaları ile mücadele etmek durumunda kalmıştır.
1 Nis9 dakikada okunur


Marius ve Sulla: Roma Cumhuriyeti’nde İç Savaş
Doğu’da büyük bir savaşın habercisi haline gelmiş ve söz konusu savaşın komutanlığı etrafında ortaya çıkan rekabet, Cumhuriyet tarihinde daha evvel eşi görülmemiş bir çatışmanın kapısını aralamıştır. Bu doğrultuda açığa çıkan komutanlık meselesi ise Gaius Marius ile Lucius Cornelius Sulla arasında açık bir mücadeleye dönüşecektir.
16 Mar12 dakikada okunur


Waterloo: Napolyon Çağının Sonu
Waterloo, bu tür dönüm noktalarının en belirgin örneklerinden biridir. 18 Haziran 1815’te Belçika topraklarında gerçekleşen savaş, görünüşte Napolyon Bonapart ile müttefik ordular arasında cereyan eden askeri bir karşılaşma niteliği taşısa da, sonuçları dikkate alındığında çok daha geniş bir tarihsel dönüşümün kapısını aralamıştır.
10 Mar7 dakikada okunur


Yüzyıl Savaşları: Egemenliğin Kurumsallaşması ve Modern Devletin Doğuşu
Yüzyıl Savaşları’nın başlangıcı çoğu anlatıda 1337 yılına tarihlendirilir; ancak bu tarih bir patlamadan ziyade uzun süredir biriken feodal ve hanedani gerilimlerin açık bir savaşa dönüşmesini işaret etmektedir.
25 Şub13 dakikada okunur


Uzun Bıçaklar Gecesi: İktidarın İç Tasfiyesi ve Devletleşme Eşiği
Uzun Bıçaklar Gecesi adıyla geçen meşhum hadise, iktidarın kendi iç yapısını yeniden düzenlediği ve devrimci hareketin devlet aygıtına dönüştüğü kritik bir eşiği görünür kılmıştır.
18 Şub8 dakikada okunur


İslam Fetihlerinin Önünü Açan Savaş: Ninova Muharebesi ve İmparatorlukların Sonu
Bu yazımızda, 627 Ninova Savaşı’nı tek başına bir meydan muharebesi olarak ele almak yerine, Doğu Roma–Sasani rekabetinin ulaştığı yapısal sınırları ve geç antik dünyanın kapanış sürecini anlamaya yönelik bir dönüm noktası olarak değerlendirmeye çalışacağız.
9 Şub8 dakikada okunur


İlk Viking: Ragnar Lothbrok
Ragnar Lothbrok adı, erken Orta Çağ Avrupa’sında net biçimde izlenebilen tarihsel bir figür şeklinde karşımıza çıkmaz. Onu anlatan metinler, çağdaş kroniklerden çok daha sonra derlenmiş İskandinav sagalarına, şiir geleneğine ve parçalı hafıza kırıntılarına dayanmaktadır.
29 Oca11 dakikada okunur


Bozkırdan Düzene: Altın Orda Devleti
Altın Orda Devleti, ani bir siyasi kararın ya da tek bir askeri zaferin ürünü olarak ortaya çıkmamıştır. Kuruluş, Moğol İmparatorluğu’nun genişleme süreci içinde, Cuci ulusunun Batı’ya yönelen hareketinin kalıcı bir siyasal yapıya dönüşmesiyle gerçekleşmiştir. Bu nedenle Altın Orda’yı anlamak için önce Cengiz Han sonrası Moğol dünyasında oluşan güç dağılımına bakmak gerekir.
20 Oca11 dakikada okunur


Roma'da Zafer Kavramı
Roma siyasal kültüründe askeri başarı hiçbir zaman, kendi başına yeterli bir sonuç olarak değerlendirilmemiştir. Savaş alanında elde edilen galibiyet, Roma açısından ancak şehir içinde anlam kazandığı ölçüde değer taşımıştır.
9 Oca8 dakikada okunur


Hülagü Han: Fatih mi Fail mi ?
Hülagü Han, 13. yüzyıl Avrasya tarihinin en sert kırılma noktalarından birinde karşımıza çıkmaktadır:
3 Oca9 dakikada okunur


Samuray Çağının Sonu: Bakumatsu’nun Karanlığından Modern Japonya'nın Şafağına
19.yüzyılın ortasına gelindiğinde Japonya’nın uzun süredir korunmuş olan iç dengesi görünür bir biçimde çatlamış durumdadır. Edo yönetiminin içe kapanık ve muhafazakar siyaseti, ülkeyi okyanus ötesinden gelen güçlerin teknolojik üstünlüğü karşısında giderek etkisiz hale getirmiştir.
12 Ara 20257 dakikada okunur


Eski Düzenin Çöküşü, Yeni Bir Çağın Teşkili: Endülüs
VIII. yüzyıl eşiğinde Akdeniz’in batısında oluşan siyasal atmosfer, yeni askeri hareketlere yön veren kritik bir çerçeve sunar. Kuzey Afrika’da kurulan Emevi hakimiyeti, geniş kıyı kuşağı boyunca istikrarlı bir idari örgütlenme geliştirmiştir. Garnizonlar arası hiyerarşi, Berberi birliklerin katkısıyla güçlenir ve Cebelitarık çevresinde toplanan orduların sefer kapasitesini artırır. Bu düzen, İber yarımadasına yapılacak harekatın stratejik temellerini sağlar.
25 Kas 202512 dakikada okunur


Clovis ve Merovenj Dünyası
Clovis ise, askeri kabiliyet ve siyasi sezgiyi ustalıkla harmanlayarak yeni bir hanedan düzeni kurmuştur. Merovenj hanedanı, onun açtığı hat üzerinden kalıcı bir yapıya dönüşecek ve Galya coğrafyasındaki dağınık güç merkezleri kısa sürede tek bir egemenlik odağı altında bütünleşecektir
18 Kas 20259 dakikada okunur


Filozof Kral: Marcus Aurelius
Marcus Aurelius’un yönetim anlayışı, dönemin Roma siyasetinde nadir görülen bir derinlik taşır. Onun düşünsel altyapısı, salt entelektüel bir uğraş değil; devlet idaresinin temeline yerleşmiş bir dünya görüşüdür.
13 Kas 20258 dakikada okunur


Uygarlığın Sonu: Roma Neden Çöktü ?
Dördüncü yüzyılın sonlarından itibaren Roma İmparatorluğu, kendi iç dinamiklerinin ağırlığı altında yavaş bir çözülme sürecine girmiştir. İdari sistemin genişliği, artık taşıdığı işlevi yerine getirecek kapasiteden uzaktadır. Diocletianus ve Konstantinus'un reformları, başlangıçta merkeziyetçi bir istikrar yaratsa da; zaman içerisinde bürokratik kademelerinin çoğalmasına neden olmuş ve bu da karar alma mekanizmalarını hantallaşmasına sebebiyet vermiştir.
28 Eki 202513 dakikada okunur


Kalbin Terazisi: Ölüler Kitabı
İnanç kavramı, insanlık tarihinin en eski düşünsel alanlarından biridir; ancak her dönemde aynı anlama gelmemiştir. İlkel toplumlarda inanç, çoğunlukla doğa güçleri karşısında duyulan korku ve bağlılık biçiminde tezahür ederken; zamanla bu bağlılık, ahlaki sorumluluk ve bilinçli seçim boyutuna evirilmiştir
23 Eki 20256 dakikada okunur


Zamanın Şehri: İstanbul
İstanbul, tarihin kendini görünür kılmak için seçtiği yerdir. Her çağ, bu topraklara kendi katmanını bırakmış ve şehir, yüzyıllar boyunca silinmeyen bir palimpsest misali anıları, kendi benliğinde biriktirmiştir. Bugün hâlâ bir sokakta yürürken adımlarınız Roma taşına, gölgeniz Bizans duvarına, sesiniz ise Osmanlı avlusuna dokunur.
19 Eki 202512 dakikada okunur


Robespierre: Erdemin Siyaseti ve Devrimin Çelişkisi
Fransız Devrimi, modern siyasal düşüncenin hem en büyük ideali hem de en derin trajedisidir. Bu trajedinin merkezinde yer alan Maximilien Robespierre ise, devrimi rejim değişiminin ötesinde, insan doğasının ve toplumsal ahlakın köklü dönüşümü olarak kavrayan az sayıda figürden biridir.
16 Eki 20255 dakikada okunur


Güneşin Gölgesinde: XIV. Louis ve Mutlakiyetin İnşası
17.yüzyıl Avrupa’sı, siyasal otoritenin teolojik temellerden koparak dünyevi düzlemde yeniden inşa edildiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Mezkur dönüşümün en çarpıcı örneği ise, Fransa Kralı XIV. Louis’nin yarattığı mutlakiyetçi düzendir. Louis’nin iktidarı, krallığın sınırlarını aşan simgesel bir sistem olarak işlemiş ve devlet, kralın iradesinde cisimleşen bir bütünlüğe dönüşmüştür
13 Eki 20259 dakikada okunur


İmparatorlukların Çöküşü: Roma’dan Osmanlı’ya
İmparatorlukların tarih sahnesindeki varlığı, yalnızca askeri fetihlerin ve siyasal otoritenin gücüyle açıklanamaz. Roma’dan Osmanlı’ya uzanan örnekler, imparatorlukların yükseliş kadar çöküş süreçlerinin de karmaşık ve çok katmanlı dinamiklerle şekillendiğini göstermektedir. Bu süreçler, belirli bir anda patlak veren olaylarla sınırlı kalmamış ve uzun vadeli bir çözülmenin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
1 Eki 20254 dakikada okunur


Antik Dünyadan Günümüze Dek Yankılanan Ses: Stoacılık
"Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için kuvvet, değiştirebileceğim şeyler için cesaret ve bu ikisini birbirinden ayırmak için akıl ver ..."
Günümüz insanı; hızla akan zamanın, ekonomik kaygıların, sürekli değişkenlik gösteren iş hayatının ve dijital çağın getirdiği dikkat dağınıklığının içinde giderek daha fazla stres altında yaşamaktadır.
24 Eyl 20255 dakikada okunur


Kahve ve Kahvehane Kültürünün Tarihi: Osmanlı’dan Avrupa’ya Toplumsal Dönüşüm
Toplumların hafızasında kök salmış bir alışkanlık, gündelik hayatın ritmini belirleyen bir unsur ya da siyasal tartışmaların doğduğu mekanların simgesi olarak nitelendirebileceğimiz kahve, 16. yüzyılda Yemen’den Osmanlı coğrafyasına yayılmış ve kısa sürede İstanbul’un hanlarında, sokaklarında ve semtlerinde kahvehane adı verilen yeni sosyal mekanların oluşmasına sebebiyet vermiştir.
24 Eyl 20254 dakikada okunur


Haçlı Seferleri’nin Avrupa Toplum Yapısına Etkileri
11.yüzyılın sonlarından itibaren başlayan Haçlı Seferleri, Avrupa toplum yapısında önemli dönüşümlere yol açmış ve bu dönüşümün en belirgin şekilde hissedildiği alanlardan biri de kuşkusuz, feodal düzen olmuştur. Feodalite, Orta Çağ Avrupa’sında siyasi, ekonomik ve toplumsal ilişkileri belirleyen temel yapıyı ifade etmektedir.
18 Eyl 20257 dakikada okunur


Agrippa: Roma’nın Sessiz Kahramanı
Marcus Vipsanius Agrippa, MÖ 63 civarında, Roma'nın iç karışıklıklarla sarsıldığı bir dönemde dünyaya gelmiş ve Roma aristokrasisinin içinden gelen ancak tek başına kendi yetenekleriyle öne çıkan bir figür olarak tarihe geçmiştir.
4 Eyl 20256 dakikada okunur


Mezopotamya’da İmparatorluk Tasavvuru: Sargon’dan Hammurabi’ye
Mezopotamya, insanlık tarihinin en eski uygarlık merkezlerinden biri olarak yalnızca yazının, hukuk düzeninin ve şehirleşmenin doğduğu bir coğrafya değil; aynı zamanda siyasal düşüncenin en temel kavramlarından biri olan imparatorluk fikrinin de filizlendiği yer olmuştur. İlk Çağ’ın muhtelif bölgelerinde görülen siyasi örgütlenmeler ekseriyetle küçük ölçekli krallıklar ya da kabile birlikleriyle sınırlı kalırken, Mezopotamya’da farklı dil, etnisite ve kültürleri tek bir merke
27 Ağu 20256 dakikada okunur


Hz. Davut’un Tarihsel Portresi: Efsane ile Gerçek Arasında
Davut dönemine ilişkin bilgimiz, büyük ölçüde Eski Ahit’in Samuel ve Krallar kitaplarına dayanmaktadır. Ancak mezkur metinler, MÖ 10. yüzyılda yaşandığı kabul edilen olaylardan yüzyıllar sonra, Babil Sürgünü’nün ardından veya hemen öncesinde derlenmiştir.
25 Ağu 20254 dakikada okunur


Optimus Princeps: Roma İmparatoru Traianus
Marcus Ulpius Traianus tarih sahnesindeki yaygın adıyla Trajan— “Optimus Princeps” (En İyi Yurttaş / Hükümdar) unvanıyla Roma siyasi geleneğinde özel bir konuma sahiptir.
18 Ağu 20256 dakikada okunur


Bir Sadrazamın Portresi: Mahmud Paşa’nın İktidar Oyunu
Veli Mahmud Paşa'nın kökenine dair genel kabul, onun Balkanlar’ın Boşnak veya Sırp kökenli devşirmelerinden biri olduğu yönündedir. Halil İnalcık’a göre, 15. yüzyıl Osmanlı bürokrasisinde Balkanlar’dan devşirilen çocukların, Osmanlı merkez teşkilatında yükselmeleri yaygın bir pratiktir ve Mahmud Paşa mezkur modelin tipik bir örneğidir.
8 Ağu 20258 dakikada okunur


Hakikat Arayışı: Kültürlerarası Mitler ve Felsefi Alegoriler
Tarih boyunca insanoğlu yalnızca yaşadığı anı değil, o anın ötesinde bir hakikati de kavramaya çalışmıştır. Zamanın akışıyla açıklanamayan olaylar, mekanın sınırlarını aşan anlatılar ve varlığı sırra karışmış figürler; kimi zaman kutsal metinlerde, kimi zaman halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan efsanelerde karşımıza çıkmıştır.
4 Ağu 20258 dakikada okunur


Bronz Çağı Çöküşü: Deniz Kavimleri ve Uygarlığın Sonu
Hitit başkenti Hattuşa’nın harabeye döndüğü, Ugarit gibi büyük şehirlerin yangın izleriyle kaplandığı bu dönem, yalnızca siyasal ve askeri merkezlerin çöküşüyle değil; aynı zamanda üretim ağlarının parçalanması, kültürel etkileşimin kesilmesi ve yazılı kültürün neredeyse tamamen kaybolmasıyla da tanımlanır. Geleneksel olarak “Bronz Çağı Çöküşü” olarak adlandırılan bu kırılma, Antik Yakın Doğu ve Ege dünyasında merkezi krallıkların ve saray ekonomilerinin ani biçimde ortadan k
29 Tem 20258 dakikada okunur


Ekmek, Sirk ve Sessizlik: Roma Halkını Nasıl Uyuttular ?
MÖ 1. yüzyıldan itibaren Roma'da siyasal alan ile toplumsal beklentiler arasındaki ilişki köklü bir dönüşüme uğramıştır. Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerinde yurttaş kimliği, yalnızca askeri ya da vergi yükümlülüğüyle değil, aynı zamanda kamusal tartışmalara katılım hakkıyla tanımlanmaktadır.
24 Tem 20254 dakikada okunur


Kuzey’den Gelen Değişim: Gustavus Adolphus ve Modern Ordunun İnşası
17.yüzyıl Avrupa’sı, din savaşlarıyla şekillenmiş ve siyasal otoritelerin giderek merkezileştiği bir geçiş dönemine sahne olmuştur. Bu dönemde askeri organizasyon, salt bir savaş aracı olmanın ötesine geçerek devlet yapısının temel unsurlarından biri haline gelmiştir.
14 Tem 20255 dakikada okunur


Sınırları Aşan Güç: Büyük İskender
Büyük İskender adı, yalnızca geçmişin karanlık koridorlarında yankılanan bir fatihin değil; aynı zamanda tarihin seyrini değiştirmiş bir zihniyetin de temsilidir. Doğu ile Batı'nın ilk kez bu denli temas kurduğu bir çağda, İskender'in yürüyüşü sadece toprakları değil; insanların düşünce biçimlerini de dönüştürmüştür.
8 Tem 202510 dakikada okunur


Roma’nın Kaderini Değiştiren Komutan: Scipio Africanus
Publius Cornelius Scipio Africanus, M.Ö. 236 yılında Roma'nın en köklü patricii ailelerinden birine, Cornelii Scipiones sülalesine mensup olarak dünyaya gelmiştir. Cornelii klanı, Cumhuriyet Roma’sının erken dönemlerinden itibaren devletin yönetiminde ve ordunun komutasında etkin rol oynamış, ahlaki erdemleri ve geleneksel Roma değerlerine bağlılıklarıyla öne çıkmıştır. Binaenaleyh mezkur aristokratik köken, Scipio’ya yalnızca siyasi ve askeri bir ağ değil; aynı zamanda Roma’
30 Haz 20258 dakikada okunur


Akdeniz Dünyasında Bir Anti-İmparatorluk Hamlesi: Hannibal Barca’nın Tarihsel Yürüyüşü
Hannibal Barca, yalnızca askeri becerileriyle değil, aynı zamanda Roma karşıtı jeopolitik stratejisiyle de döneminin en dikkat çekici figürlerinden biri olarak öne çıkmıştır.
26 Haz 20257 dakikada okunur


İran - İsrail Geriliminin Görünmeyen Sınırları
1979’daki İran Devrimi’nden bu yana Ortadoğu’nun en sert fay hatlarından biri, kuşkusuz, İsrail ile İran arasındaki derin ve ideolojik temelli karşıtlıktır. Bu iki aktör arasında geçen on yıllar boyunca sıcak bir savaş yaşanmamış olsa da, vekalet savaşları, istihbarat operasyonları, siber saldırılar ve suikastlar üzerinden süregelen kesintisiz bir çatışma hali söz konusudur.
16 Haz 20259 dakikada okunur


Orta Çağ’ın Kutsal Savaşçıları: Tapınak Şövalyeleri
Başlangıçta Hristiyan hacıların güvenliğini sağlamakla görevli küçük bir birlik olarak ortaya çıkan Tapınak Şövaleleri, kısa sürede Avrupa'nın dört bir yanında mal varlıkları edinen, Papalık tarafından ayrıcalıklarla donatılan ve Haçlı Seferlerinin kilit aktörlerinden biri haline gelen güçlü bir örgüte dönüşmüştür.
11 Haz 202513 dakikada okunur


Borgia Ailesi: İhtirasın Gölgesinde Güç ve İhanet
15.yüzyıl İtalya’sı, siyasi parçalanmışlığın ve dinsel yozlaşmanın iç içe geçtiği bir dönem olarak dikkat çekmektedir. Şehir devletlerinin kendi aralarında sürekli savaş halinde olduğu bu dönemde, Katolik Kilisesi yalnızca bir manevi otorite değil; aynı zamanda en güçlü siyasi aktörlerinden biri konumundadır. Papalık makamı, "Tanrı'nın yeryüzündeki temsilciliği" iddiasının ötesinde; servetin, iktidarın ve diplomatik nüfuzun merkezi haline gelmiştir. Bu karmaşık yapının en dik
2 Haz 20256 dakikada okunur


Orta Çağ Fransası’nda Toplumsal Hiyerarşi ve Siyasal Rasyonalite: Raison d’État İlkesine Giden Süreç
Orta Çağ Fransası'ndaki sosyal yapının temelinde "çalışmanın aşağılaştırdığı" dogması yatar ve bu anlayış doğrultusunda çalışmaktan kasıt, yalnızca fiziksel emek değil; aynı zamanda servet üretmek ya da maddi bir kazanç sağlamak gibi her türlü davranıştır.
24 May 20255 dakikada okunur


Lozan’ın Siyasi ve Hukuki Mirası
Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923), Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk nezdinde tanınmasını sağlayan ve Osmanlı'nın Sevr ile parçalanma sürecine son veren kurucu bir diplomatik belgedir. Ancak bu antlaşma yalnızca bir dış siyaset zaferi değil, aynı zamanda yeni ulus-devlet modelinin ideolojik ve hukuki temelidir.
20 May 20255 dakikada okunur


1789: Halkın Adına, Krala Karşı
Fransız Devrimi, en az 500 yıllık ekonomik ve toplumsal bir gelişimin ürünüdür. Her ne kadar İngiliz ve Amerikan devrimleri daha önce gerçekleşmişlerse de Orta Çağ karanlığını zorlayan insan düşüncesinin yarattığı sosyal ve siyasal anlayışın hızla yayılan bir ideoloji hüviyetine bürünebilmesi Fransız İhtilali sonrasında mümkün olabilmiştir.
16 May 202510 dakikada okunur


Efsane ile Gerçek Arasında Bir Köprü: Zheng He ve Sinbad
Zheng He (1371–1433), Çin'in Ming Hanedanlığı döneminde yaşamış bir deniz amirali, diplomat ve kaşiftir. Asıl adı Ma He olan Zheng He, erken yaşta hadım edilerek saray hizmetine alınmış, daha sonra İmparator Yongle'nin himayesine girerek Çin donanmasının başkomutanı olmuştur.
8 May 20254 dakikada okunur


1917 Ekim Devrimi ve Sovyetler Birliği’nin Kuruluşu
Ekim Devrimi’ne ve Sovyetler Birliği'nin kuruluşuna giden sürecin dinamikleri, 20. yüzyıl başındaki Rusya'nın sosyal, ekonomik ve siyasal yapılarında yaşanan dönüşümlerle yakinen ilişkilidir. Evvela 1905 Devrimi, işçi sınıfının ve köylülerin kitlesel hoşnutsuzluğunu ilk kez siyasal talepler dizisiyle ifade ettiği bir kırılma noktası olarak öne çıkmış; ancak mezkur girişim, Çarlık rejiminin kısıtlı tavizleri ve yoğun baskı politikaları sonucunda bastırılmıştır.
8 May 20254 dakikada okunur


Samuray: Japon Tarihinin Savaşçı Kimliği ve Bushido Felsefesi
Bushido felsefesi, samuray sınıfının tarihsel deneyimlerinden ve Japon kültürünün yerleşik değerlerinden süzülerek gelişmiş; doğrudan bir kurucu metne değil, farklı dönemlerde kaleme alınan çeşitli eserler aracılığıyla dolaylı bir biçimde kuramsallaştırılmıştır.
28 Nis 20257 dakikada okunur


Roma'nın İhyası ve Belisarius: Kahramanın Yolculuğu
Belisarius, yalnızca askeri zaferleriyle değil, aynı zamanda siyasal sistem içindeki konumuyla da incelenmeye değer bir şahsiyettir. Roma mirasının yeniden ihyası fikrine sıkı sıkıya bağlı olan İmparator Justinianus...
22 Nis 20256 dakikada okunur


Blitzkrieg ve Teslimiyet: Fransa 1940
1940 yazı, Fransa’nın modern tarihinde yalnızca askeri bir yenilgiyle değil; aynı zamanda derin bir siyasal, toplumsal ve moral çöküşle...
9 Nis 20254 dakikada okunur
bottom of page