top of page


Güneşin Gölgesinde: XIV. Louis ve Mutlakiyetin İnşası
17.yüzyıl Avrupa’sı, siyasal otoritenin teolojik temellerden koparak dünyevi düzlemde yeniden inşa edildiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Mezkur dönüşümün en çarpıcı örneği ise, Fransa Kralı XIV. Louis’nin yarattığı mutlakiyetçi düzendir. Louis’nin iktidarı, krallığın sınırlarını aşan simgesel bir sistem olarak işlemiş ve devlet, kralın iradesinde cisimleşen bir bütünlüğe dönüşmüştür
13 Eki 20259 dakikada okunur


Mezopotamya’da İmparatorluk Tasavvuru: Sargon’dan Hammurabi’ye
Mezopotamya, insanlık tarihinin en eski uygarlık merkezlerinden biri olarak yalnızca yazının, hukuk düzeninin ve şehirleşmenin doğduğu bir coğrafya değil; aynı zamanda siyasal düşüncenin en temel kavramlarından biri olan imparatorluk fikrinin de filizlendiği yer olmuştur. İlk Çağ’ın muhtelif bölgelerinde görülen siyasi örgütlenmeler ekseriyetle küçük ölçekli krallıklar ya da kabile birlikleriyle sınırlı kalırken, Mezopotamya’da farklı dil, etnisite ve kültürleri tek bir merke
27 Ağu 20256 dakikada okunur


Hz. Davut’un Tarihsel Portresi: Efsane ile Gerçek Arasında
Davut dönemine ilişkin bilgimiz, büyük ölçüde Eski Ahit’in Samuel ve Krallar kitaplarına dayanmaktadır. Ancak mezkur metinler, MÖ 10. yüzyılda yaşandığı kabul edilen olaylardan yüzyıllar sonra, Babil Sürgünü’nün ardından veya hemen öncesinde derlenmiştir.
25 Ağu 20254 dakikada okunur


Optimus Princeps: Roma İmparatoru Traianus
Marcus Ulpius Traianus tarih sahnesindeki yaygın adıyla Trajan— “Optimus Princeps” (En İyi Yurttaş / Hükümdar) unvanıyla Roma siyasi geleneğinde özel bir konuma sahiptir.
18 Ağu 20256 dakikada okunur


Kuzey’den Gelen Değişim: Gustavus Adolphus ve Modern Ordunun İnşası
17.yüzyıl Avrupa’sı, din savaşlarıyla şekillenmiş ve siyasal otoritelerin giderek merkezileştiği bir geçiş dönemine sahne olmuştur. Bu dönemde askeri organizasyon, salt bir savaş aracı olmanın ötesine geçerek devlet yapısının temel unsurlarından biri haline gelmiştir.
14 Tem 20255 dakikada okunur


Sınırları Aşan Güç: Büyük İskender
Büyük İskender adı, yalnızca geçmişin karanlık koridorlarında yankılanan bir fatihin değil; aynı zamanda tarihin seyrini değiştirmiş bir zihniyetin de temsilidir. Doğu ile Batı'nın ilk kez bu denli temas kurduğu bir çağda, İskender'in yürüyüşü sadece toprakları değil; insanların düşünce biçimlerini de dönüştürmüştür.
8 Tem 202510 dakikada okunur
bottom of page